Meclis’te ’apar topar’ Akkuyu düzenlemesi

15 Temmuz 2026 Çarşamba 15:26

TBMM’ Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edilen nükleer enerji santrali yatırımlarında vergi istisnası düzenlemesini eleştiren Milletvekili Usta, Mersin’deki Akkuyu Nükleer Santraline dikkat çekerek, “Milyarlarca dolarlık yeni avantajlar sağlandı” dedi.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edilen yeni torba yasa maddeleriyle, nükleer santral yatırımı yapan yerli ve yabancı sermaye gruplarına vergi muafiyetleri getirildi. Yurttaşın iğneden ipliğe her harcamasını vergilendiren AKP, nükleer enerji patronlarını 2050 yılına kadar vergiden muaf tutacak, üstüne bir de devlet kasasından KDV iadesi yapacak.

Milyarlarca dolarlık projeleri yürüten şirketlerin cebinden tek kuruş çıkmaması için seferber olan iktidar, yasanın uygulama süresini de 2050 yılına kadar uzatma yetkisi getirdi.

 

YURTTAŞIN EVRAKI VERGİYE, TEKELLERİN MİLYARLIK SÖZLEŞMELERİ İSTİSNAYA TABİ

ANKA Haber Ajansı'nın haberine göre, komisyonda kabul edilen ilk önergeyle 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu’nda değişikliğe gidildi. Normal şartlarda halkın en basit bürokratik işlemde dahi ödemek zorunda kaldığı Damga Vergisi, nükleer enerji yatırımı yapacak şirketler için tamamen sıfırlandı.

Üstelik bu muafiyet sadece şirketlerin kendi iç işlemlerini değil, kamu kurumları ile özel hukuk tüzel kişileri arasında düzenlenen tüm belgeleri kapsıyor. Yani nükleer baronların piyasadan yapacağı milyarlık mal ve hizmet alımları ile kullanacakları devasa yatırım kredileri vergisiz kağıtlar üzerinden dönecek.

 

HALKTAN TOPLANAN KDV İNŞAAT BARONLARINA İADE EDİLECEK

Yasanın getirdiği en büyük kaynak transferlerinden biri ise KDV iadesi maddesinde gizli.

Düzenlemeye göre, nükleer santral yatırımı yapan şirketlerin inşaat işleri nedeniyle yüklendikleri ancak indirim yoluyla eritemedikleri Katma Değer Vergisi (KDV), devlet kasasından doğrudan kendilerine iade edilecek. İade uygulaması, takvim yılının altışar aylık dönemleri itibarıyla indirim yoluyla giderilemeyen KDV'yi kapsayacak. Mükellefler, söz konusu dönemleri izleyen bir yıl içinde başvuruda bulunmaları halinde bu vergileri geri alabilecek. Ayrıca santralde kullanılacak devasa makine ve teçhizat ithalatı da tamamen KDV'den muaf tutuldu. Bu talan süreci yasal olarak 31 Aralık 2045 tarihine kadar güvence altına alınırken, AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan'a da süreyi 2050 yılına kadar uzatma yetkisi tanındı. Uygulamaya ilişkin usul ve esasları belirleme yetkisi ise Hazine ve Maliye Bakanlığına bırakıldı.

 

'ÖRTÜLÜ SERMAYE' OYUNU: KÂRI YURTDIŞINA VERGİSİZ KAÇIRMA KILIFI

Düzenlemedeki en teknik ama en büyük finansal kıyak ise Kurumlar Vergisi Kanunu'ndaki değişiklikte yatıyor.

Komisyonda kabul edilen üçüncü maddeyle, nükleer enerji santrallerinden elektrik enerjisi üretimi amacıyla önlisans veya lisans alan kurumların yatırım kapsamında gerçekleştirdikleri borçlanmalarda, Kurumlar Vergisi Kanunu'nun örtülü sermayeye ilişkin 12'nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan yüzde 50 oranı, 31 Aralık 2045 tarihine kadar yüzde 25 olarak uygulanacak.

Yani şirketlerin vergi kaçırmasını engelleyen "örtülü sermaye" sınırı gevşetilmiş oldu. Böylece Türkiye'de enerji üreten şirket, kârını "borç faizi" kılıfıyla yasal yollardan ve sıfır vergiyle yurtdışına kaçırırken, Türkiye'de vergi dairesine "zarar ettik" beyanında bulunarak Kurumlar Vergisi ödemekten yırtmış olacak.

Göstermelik bir maddeyle, yatırımın tamamlanmaması durumunda vergilerin cezasıyla geri alınacağı iddia edilse de, nükleer gibi uluslararası tahkim korumasındaki ve devlet garantili projelerde bu cezaların uygulanabilirliği tartışmalı.

 

AKKUYU'YA DİKKAT ÇEKTİ: 'MİLYARLARCA DOLARLIK YENİ AVANTAJLAR SAĞLANDI'

Düzenlemeye ilk tepki İYİP'li Samsun milletvekili Erhan Usta'dan geldi. Usta, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Türkiye'nin milyarlarca dolarını ilgilendiren bir düzenlemenin komisyondan son dakika önergesiyle "apar topar" geçirildiğini kaydetti.

Mersin’deki Akkuyu Nükleer Güç Santral'inin temel anlaşmalarının yıllar önce imzalandığını hatırlatan Usta, "Projenin hukuki altyapısı zaten tamamlanmıştı. Buna rağmen, kamuya maliyetinin ne olacağı açıklanmadan milyarlarca dolarlık yeni avantajlar sağlandı" dedi.

Toplantıda bulunan bürokratların bu kanun teklifi üzerinde bir aydır çalıştıklarını söylediğini aktaran Usta, "Madem bir aydır hazırlanıyordu, milyarlarca dolarlık sonuç doğurabilecek bu düzenleme neden son dakika önergesi olarak Komisyonun önüne getirildi? Çünkü kamuoyu tartışmasın, milletvekilleri ayrıntıları inceleyemesin istediler" dedi.

 

ŞEFFAFLIK ELEŞTİRİSİ

Usta, düzenlemenin hazırlık sürecine ilişkin şu eleştirileri yöneltti: “Toplantıda bulunan bürokratlar, bu kanun teklifi üzerinde bir aydır çalıştıklarını söyledi. Madem bir

aydır hazırlanıyordu, milyarlarca dolarlık sonuç doğurabilecek bu düzenleme neden son dakika önergesi olarak Komisyonun önüne getirildi? Çünkü bu düzenlemenin etki analizi yapılmasın, kamuoyu tartışmasın, milletvekilleri ayrıntıları inceleyemesin istediler."

 

DIŞ POLİTİKA VE BAĞIMLILIK ELEŞTİRİSİ

Usta, paylaşımında şu ifadelere yer verdi: “Bu tablo, yıllardır sürdürülen yanlış dış politikanın ve Türkiye’nin Rusya karşısında içine sokulduğu bağımlılık ilişkisinin sonucudur. Bunun bedelini yine millet ödeyecek. Milletin milyarlarca dolarını ilgilendiren kararlar, son dakika manevralarıyla değil, şeffaflıkla, hesap verebilirlikle ve millet adına denetlenerek alınmalıdır."

 

İKTİDAR: “AKKUYU İÇİN DEĞİL, YENİ YATIRIMLAR İÇİN”

Komisyon’da söz konusu düzenlemelere ilişkin konuşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Zafer Demircan ise düzenlemelerin mevcut projeler için hazırlanmadığını savunarak, "Bugün konuştuğumuz maddelerin hiçbiri bugün var olan projelere ilişkin değil, bugün var olan vergiden de vazgeçmiyoruz, bugün var olan herhangi bir gelirden de vazgeçmiyoruz" dedi.

 

“FİNANSMAN VE YATIRIMCI ÇEKİLMESİ GEREKİYOR”

Demircan, Türkiye'nin 2045 yılına kadar 20 bin megavat nükleer kurulu güce ulaşabilmesi için yurtdışından teknoloji, finansman ve yatırımcı çekilmesi gerektiğine dikkat çekti. Demircan, "Bu kapsamda Bakanlığımız değişik ülkelerle sürekli müzakere halinde. Nükleer teknoloji üretebilen ülkelerle bu konudaki yatırımların Türkiye'ye taşınması kapsamında çaba gösteriyoruz. Bunun dışında, 'SMR' dediğimiz küçük ve orta ölçekli nükleer reaktörlerle ilgili de teknoloji firmalarıyla görüşüyoruz. Eğer bir ülke baz yük konusunda kendini garantiye almıyor ise belki bir beş sene sonra, on sene sonra artık bu ülkenin ekonomisinin büyümesi mümkün değil. Muhakkak ama muhakkak baz yükte nükleere dönmemiz lazım" diye konuştu.

 

BAKANIN NE DEDİĞİ ANLAŞILAMADI: 'VAR OLAN TEŞVİK SİSTEMİNİN FİKSLENMESİ'

Kanun teklifine eklenen maddelerin mevcut yatırımlar için hazırlanmadığını öne süren Demircan, "Bu maddelerin önemli bir kısmı bundan sonra Türkiye'de yapılacak olan, 2045 yılına kadar, nükleer yatırımlara aslında şu anda var olan teşvik sisteminin fikslenmesi anlamında düzenlediğimiz hususlar" ifadesini kullandı.

KDV iadesine ilişkin eleştirilere de yanıt veren Demircan, şunları söyledi: “Halihazırda KDV Kanunu'na göre 2023 yılına kadar zaten bu KDV iadesi vardı. KDV Kanunu 2023 yılında bitti ve teşvik belgesi olan sadece nükleer değil, tüm yatırımlar bu KDV iadesinden faydalanıyordu. Biz bundan sonra 2023'teki hususu tekrar kanunla 2045'e doğru taşıyoruz. Bu, Akkuyu üzerinde yapılmış bir şey değil, bundan sonraki nükleer tüm santrallerle alakalı yapılan bir şey. Zaten Akkuyu'nun 2023'e kadar var olan teşvik belgesi kapsamında bu hakkı vardı. Bu da bugün itibarıyla stratejik yatırım teşvik belgesi olan herkese uygulanan bir şey. Biz diyoruz ki bugünden sonra gelen nükleer santral yatırımcılarına 2045'e kadar kanun garantisiyle uygulayacağız bunu.

Damga vergisi istisnasının uzun süreli yatırımların öngörülebilirliğini artırmayı amaçladığını savunan Demircan, "Bu tür yatırımlar on yıl süren inşaat, binlerce taşeron ve alt taşeron ilişkisini içeriyor. Gelecek yatırımcının damga vergisi veya harç anlamında ödeyeceği hususlardan ari kılınması yine var olan bir şeyden vazgeçtiğimiz anlamına gelmiyor, bu bundan sonra gelecek olanlara uygulanacak bir husus" ifadesini kullandı.

 

ÖRTÜLÜ SERMAYE TARTIŞMASI: 'YENİ YATIRIMCILARIN ÖNÜNÜ AÇMAK İSTİYORUZ'

Komisyonda, kurumlar vergisindeki örtülü sermaye düzenlemesi de tartışıldı. Demircan, hükümetler arası anlaşmalarla gerçekleştirilen nükleer yatırımlarda finansmanın çoğunlukla yabancı devlet şirketleri ve kamu bankaları tarafından sağlandığını belirterek, "mevcut mali mevzuat nedeniyle bunun örtülü sermaye kapsamında değerlendirildiğini" söyledi. Demircan, "Burada Türkiye'ye gelmesi muhtemel finansın gelişini kolaylaştırmaya çalışıyoruz. On yıl boyunca yatırım yapacak bu insanlar, işletmeye geçince para kazanacaklar ve örtülü sermayeden kaynaklı olarak kullandığı krediden hareketle kurumlar vergisinden ilave stopaj ödemesine maruz kalacaklar" dedi.

İYİP'li Erhan Usta'nın "Örtülü sermaye Ruslar için değil mi?" sorusu üzerine Demircan, “Ruslar, bu çıktığında bundan faydalanacak" yanıtını verdi.

Gelir İdaresi Başkan Yardımcısı Kaan Kasım da söz konusu düzenlemenin yalnızca nükleer yatırımlara özgü olmadığını dile getirerek, "Yatırım teşvik belgesi kapsamındaki inşaat işleri nedeniyle geçici 30'uncu maddede 500 milyon ve üstü yatırımcılara mahsus olmak üzere getirilmiş bir maddedir. Sadece nükleer bazlı bir düzenleme değildir" ifadesini kullandı.

Demircan, düzenlemelerin temel amacının "Türkiye'ye gelecek yeni nükleer yatırımlar için hukuki öngörülebilirlik sağlamak" olduğunu kaydetti.

 

AKKUYU NASIL ANILIYOR?

Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom'un inşa ettiği Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS) projesi başladığı günden bu yana işçi sömürüsü, hak ihlalleri, SGK borçları ve usulsüzlük gibi iddialarla gündem oldu.

Jeopolitik ve ulusal güvenlik riski bakımından da tartışmalı olan Akkuyu projesi, iktidarın NATO toplantısı sonrası yeniden konuşulmuştu. Şirketin 9 Temmuz'da yaptığı açıklamada, 2. güç ünitesi kıyı pompa istasyonunda, teknik su temini sisteminin dört ana pompa ünitesinin montajı tamamlandığı duyurulmuştu.

Akkuyu NGS'nin ana ekipmanı Akdeniz'den gelen suyla soğutulacak.